Av. Ali Yüksel Kentsel Dönüşüm Dergisi’ne Konuştu

5R1A6630

Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Av. Ali Yüksel’in Kentsel Dönüşüm Dergisi Temmuz 2017 sayısında yayımlanan yazısı:

Gayrimenkul alanında 250’den fazla kanun var, bu kanunların bazısı neredeyse 100 yıllık. Bu süreçte devamlı olarak ormandan vakıflara, milli emlaktan, tarım arazilerine medeni kanundan imar kanununa sayısız değişiklik olduğu için her yeni yasal değişiklik birden çok problemi de beraberinde getiriyor ve birçok yorumlara yol açıyor.

Bu yüzden de gayrimenkul davaları bazen 50 yıl sürer. Ünlü şair Karakoç’un şiirinde de vardır:

“Bu dava dedemden kaldı hakim bey… der”

Bu kadar çok yönlü bir konuyu tam tamına bilen ne bir devlet kurumu ne bir üniversite ne de kişi var… Mahkeme önlerine gelen problemleri tanımlamakta zorlanıyor, avukatlar bilirkişiler zorlanıyor. Herkes sorunun kendisiyle alakalı yönünü doğru sanmakta ve körün filin tarifine dönüş durumda.

Bu sebeple konuya her açıdan tek elde ve tek masada bakacak inceleyecek bir uzmanlar kurulu oluşturalım düşüncesi enstitünün kuruluşunu sağladı. Enstitü 8 yıldır bu amaçla faaliyette bulunuyor.

Bu amaçla toplantılar, çalıştaylar, makaleler, konferanslar düzenliyor, özel vaka ve dava incelemeleri yapıyor.

Bu kadar çok yönlü bir konuyu tam tamına bilen ne bir devlet kurumu ne bir üniversite ne de kişi var. Mahkemeler önlerine gelen problemleri tanımlamakta zorlanıyor, avukatlar bilirkişiler zorlanıyor.

Herkes sorunun kendisiyle alakalı yönünü doğru sanmakta ve körün filin tarifine dönüş durumda. Bu sebeple konuya her açıdan tek elde ve tek masada bakacak inceleyecek bir uzmanlar kurulu oluşturalım düşüncesi enstitünün kuruluşunu sağladı. Enstitü 7 yıldır bu amaçla faaliyette bulunuyor.

Bu amaçla toplantılar, çalıştaylar, makaleler, konferanslar düzenliyor, özel vaka ve dava incelemeleri de yapıyor.

Enstitü kurulduktan 2 sene sonunda kentsel dönüşüm hayatımıza hızla girdi ve gündemimizin büyük bir kısmını kapladı. 6306 sayılı kanundan önce de kentsel dönüşüm ve yenileme vardı ancak lokaldi ve bu anlamda genele yaygın bir kanunu yoktu.

Enstitüsü imar ve kentsel dönüşüm komisyonu uzmanlarımız bu konuda makaleler kitaplar yayınladı, onlarca mahalle bilgilendirme toplantıları yapıldı, maliklere apartmanlara kadar isteyen vatandaşlara destek verildi, bunun yanında geniş kentsel dönüşüm alanlarında şirketlere de destek verildi. Bireysel menfaat değil toplumun menfaatinin önde olması anlatıldı.

Burada amaç konunun doğru anlaşılması ülkemizin ekonomik değerlerinin boşa gitmemesi… Kentsel dönüşümün düzenli ve estetik kentleşme için bir fırsat olduğunu da görmek gerekir. Bir sokak bir bina planladığını zaman 100 yıldan fazla değişmez kalıcı olur.

“Şehirler de sadece o şehrin insanına ait değildir, geçmişi vardır, geleceği vardır.”

O halde bu sadece arsaların maliklerinin ya da müteahhitlerin ya da belediyelerin konusu değildir, onların tekeline bırakılmaz. Bir belediye başkanı 5-10 yıl görevde kalır, bir bakan da öyle. Ama şehrin sahibi insanlardır, çocuklardır. Herkes yetkiyi eline aldığı zaman kent üzerinde oynama hakkını elinde yetki olarak görürse bu büyük hatadır. Yöneticiler emanetçidirler, kendi siyasi idari gelecekleri için değil kentin kentlinin yüz yılını düşünmek zorundadırlar.

Bu işte hukuk kuralları önemlidir ve herkes ona uymalıdır tabi ki önce hukuk kurallarının da elden geçirilmesi bu amaca göre düzeltilmesi gerekiyor. Yani konu görünenden daha derin…

Diğer yandan deprem ve çarpık kentleşmenin verdiği ve vereceği zarar da ortada. Hem hızlı olmalıyız hem de hata yapmamız gerekiyor.

Enstitü de; 2-B’den milli emlaka, imardan su havzalarına kadar çeşitli konularda mesleğinin zirvesine çıkmış hukukçular, belediyeciler, mimarlar, imarcılar, plancılar, kadastrocular vs. var. Değişik çalışma komisyonların üye olan bu uzmanlarımız karmaşık hukuki ya da imar konularını ele alıp çözebiliyor, bunun karşılığında enstitüye bir bedel alınabiliyor ya da o uzmanlarla doğrudan anlaşmak da mümkün.

Türkiye’de kentsel dönüşüm ne aşamada?

Ülkemizde deprem kuşağında yer alan şehirler Muş, Erzincan, Tokat, Adapazarı üzerinden İstanbul’a uzanan çizgide… Fakat İstanbul dışta tutulursa diğer illerde yeterince kentsel dönüşüm çalışması olduğundan bahsetmek zor; hatta tam anlaşıldığı söylenemez.

İstanbul’da da ekonomik olarak en değerli bölgeler hızlı dönüşürken daha doğrusu yenilenirken zayıf bölgelerde hareket daha az. Bu da kentsel dönüşümün olması gerektiği gibi gitmediğini gösteriyor.

Buna karşılık özellikle İstanbul, Bursa, İzmir gibi büyük şehirlerde halkın normal hayatının bir parçası olmuş ve tartışılır durumda. Bu da olumlu bir sonuç.
“Tüm şehir ise belki daha uzun yıllar, yüzyıllarca değişmez.”