İmar Planı/Değişikliği Davalarında Feragat

İdari Yargılama Usulü Kanununda feragat madde 31’de düzenlenmiştir. Buna maddeye göre feragat; ‘’Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sükununu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır.’’ şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere İYUK feragat kurumunu açıkça düzenlemeyip HMK’ya atıf yapmıştır. HMK’da ise feragat; ‘’Davadan feragat, davacı tarafın dava dilekçesi ile talepte bulunduğu istem sonucundan tamamen veya kısmen vazgeçmesi’’ olarak tanımlanmıştır. Feragat beyanı ileri sürüldükten sonra, davanın görüldüğü mahkeme, feragat nedeniyle uyuşmazlığın sona erdiğine ilişkin hüküm kurmalıdır. Ancak idari yargılama hukukunda feragat kurumunun nasıl kullanılacağına ilişkin duraksamalar mevcuttur. İdare mahkemeleri ve Danıştay, her zaman davacının dilediği gibi feragat etmesine olanak sağlamamaktadır.

Antalya 4. İdare Mahkemesi Başkanı Dr. Seyfettin KARA ise imar planı davalarında feragat başlıklı yazısında bu konuyu ele almıştır. KARA ilgili yazısında, idari yargıda tam yargı davalarında ve bireysel hakları ilgilendiren iptal davalarında davacının feragat hakkını dilediği gibi kullanmasıda bir duraksama olmaksızın mahkemelerce feragatin kabul edildiğini belirtmiştir. Ancak imar planı/değişikliği gibi bireysel hak ihlalinden çok kamu yararını ilgilendiren iptal davalarında Danıştay’ın kamu yararı ölçütü kullanılarak karar verilmesi gerektiğine dair kararlar verdiğini belirtmiştir.

KARA daha sonra Danıştay’ın HMK yürürlüğe girdikten sonra imar plan değişikliklerine ilişkin davalarda feragate ilişki kararlarınında da bir birlik olmayıp davanın niteliğine göre karar verdiği tespitini yapmıştır. Ancak Danıştay’ın ağırlık basan görüşünün düzenleyici işlem olan ve kamu yararını ilgilendiren imar planı/değişikliklerine karşı açılan davalarda mahkemelerin dava konusu imar planı/değişikliğinin, keşif sonucunda bilirkişi raporu ile hukuka aykırılığının tespit edilmesi ya da yürütmesinin durdurulması ve iptali gibi, imar planı/değişikliğinin hukuka aykırılığını tespit etme noktasında herhangi bir irade beyanı söz konusu olmadan davacının davasından feragat edebileceğini; ancak imar planı/değişikliğinin hukuka aykırılığı tespit edildikten sonra (bilirkişi raporu, yürütmenin durdurulması ve iptal kararı ile) ise davadan feragatin kabul edilmeyeceği yönündedir. Başka bir deyişle Yüksek Mahkeme, feragatin HMK’nın (mülga HUMK) idari yargının bünyesine uyduğu oranda uygulanacağını, idari yargının bünyesine uymadığı durumlarda uygulanmayacağı görüşündedir. Ancak KARA bu görüşe katılmamaktadır. Çünkü dava açma hakkının serbestçe tayin edildiği bir durumda davadan feragatin de serbestçe olması gerektiği görüşündedir. Ancak davadan feragatin hukukun genel ilkelerinden olan hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğinin mahkemece tespiti halinde feragat isteminin kabul edilmemesi gerektiği görüşündedir.

Konuyla ilgili Prof. Dr. Aydın GÜLAN’ın ifadelerine de yerilebilir. GÜLAN, idari yargılamada feragat kurumuyla ilgili iki görüşün olduğunu belirtmektedir. İlk görüşe göre dava açıldıktan sonra feragat mümkün değildir. Bir kere yargı yerinin önüne idari işlem geldiği zaman artık davacı taşı atmıştır, davacının elinden çıkmıştır, yargının önüne gelmiştir, yargı artık bunun hukuka uygun olup olmadığına şu veya bu şekilde karar verecektir. Diğer görüş ise ilk görüşün kanuni bir dayanağının olmadığını ve feragatin kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır. GÜLAN, Danıştay’ın da ikinci görüşe daha yakın olarak 6. Daire dışında tüm dairelerin feragati davanın her aşamasında kabul ettiğini belirmektedir. 6. Dairenin ise, eğer davanın başında feragat edilmişse, davanın nasıl neticeleneceğine ilişkin henüz bir emare yargılama sırasında ortaya çıkmamışsa feragati kabul ettiğini, ancak bilirkişi raporu gelmiş, yürütmeyi durdurma hakkında bir karar verilmiş, davanın sonucu hakkında bir fikir verebilecek yargılama aşamasına gelinmiş ise feragati kabul etmediğini belirtmiştir. Bu kabul etmemenin bir kanuni dayanağı olmadığından dolayı bir aşamaya kadar kabul ettiğini belirten GÜLAN, imar planı/değişikliği davalarında rant ve kamu yararı kavramlarının ön planda tutulduğundan doyayı böyle bir yaklaşım sergilendiğini belirtmiştir.

Danıştay’ın 6. DAİRE E. 2015/2901 K. 2017/2826 T. 20.4.2017 kararını inceleyen GÜLAN, söz konusu kararda davacının, ilk derece mahkemesinin iptal kararından bir ay sonra feragat ettiğini ve Danıştay’ın da feragat istemi neticesinde tekrar yargılama yapılması kararına düşülen muhalefet şerhinin konuya güzel bir örnek olduğunu belirtmektedir.
Öncelikle karar şu şekildedir;

“Dava, Kocaeli İli, Dilovası İlçesi sınırları içinde davacı şirketin liman tesislerinin yanında faaliyette bulunmakta olan Konteyner Terminali ve Liman İşletmeleri A.Ş. adına Dilovası Belediye Başkanlığı tarafından verilen 04.04.2013 tarihli, 2013/24 Sayılı yapı ruhsatının iptali açılmış; İdare Mahkemesince, davaya konu işlemin dayanağı olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptaline yargı yerince karar verildiğinden dayanağı kalmayan yapı ruhsatının iptaline karar verilmiş, bu karar davalı idare vekili ve davalı idare yanında müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacı vekili tarafından verilen ve Kocaeli 1. İdare Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüğünün kayıtlarına giren 23/03/2015 tarihli dilekçeyle davadan feragat edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, davacı tarafından yasal şekle uygun olarak davadan feragat edilmesi karşısında feragat başvurusu hakkında idare mahkemesince yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.’’

Söz konusu şerh şu şekildedir;
“2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesiyle göndermede bulunulan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesinde feragat; davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; Anılan hükmün, idari davaların nitelikleri dikkate alınarak ve idari dava türleri ile bağdaştığı ölçüde uygulanabileceği açıktır.

Bireysel hakkın ihlaline dayanmayan, kamu yararını yakından ilgilendiren konularda açılan iptal davaları, objektif ve soyut nitelikte olup; bütünüyle kamu yararını amaçlamaktadır. Dolayısıyla iptal davalarında feragat isteminin de kamu yararı ölçütü kullanılarak karara bağlanması gerekmektedir.

Bireysel hakların ihlaline dayanan iptal davalarında davacının herhangi bir kısıtlama olmaksızın davasından feragat edebileceğinde duraksama bulunmamaktadır.

İdari Yargıda iptal davası, kural olarak ilgililerin hak ve menfaatini korumanın yanında, yürütme ve idarenin hukuka uygun davranmasını gerçekleştirmeye yönelik olup bu davalardan beklenen amaç hukuk devleti ilkesinin sağlanmasıdır. Toplumu ilgilendiren idari işlemlere karşı açılan iptal davaları kamusal nitelik taşıdığından, bu tür davalar açıldıktan sonra davacıların kişisel davalarda olduğu gibi davadan feragatinin kabul edilmemesi gerekmektedir.

ÇED olumlu kararı alınmadan hazırlanan davaya konu planın hukuka aykırılığının yargı yerince saptanmış olduğu, bu durumda iptali gereken imar planına dayanılarak verilen yapı ruhsatının hukuka aykırılığının yargı yerince saptanmış olduğu, buna göre bu aşamadan sonra davacı tarafından davadan feragat edilmesi durumunda dahi söz konusu işlemin hukuki varlığını sürdüreceği dikkate alındığında davacının feragat istemi yerinde görülmediğinden, işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.’’

Danıştay’ın benzer konulu davalarda verdiği şu kararlar da örnek gösterilebilir;
Danıştay 6. Daire, 2013/7062 E. 2013/8281 K. 11.12.2013 T. Kararında, Uşak İli Eşme İlçesinde 1/1000 ölçekli uygulama imar planının istemiyle açılan davada ilk derece mahkemesinin iptal kararı vermiştir. Ardından temyize taşınan davada davacının feragatini kabul etmeyen Danıştay davanın esasına şu gerekçelerle girmiştir:

“Dosyanın incelenmesinden, davacı vekili tarafından verilen ve 17.06.2013 tarihinde kayda giren davadan feragat istemli dilekçenin bulunduğu anlaşılmakta olup, bu nedenle dosya öncelikle görüşülüp karara bağlanmıştır.

İdari Yargıda iptal davası, kural olarak ilgililerin haklarını ve çıkarlarını korumanın yanında, yürütme ve idarenin hukuka uygun davranmasını gerçekleştirmeye yönelik davalardır. Bu özelliği ile iptal davalarının objektif ve soyut nitelikte bir dava türü olduğu teoride genel olarak ifade edilmekle birlikte, istisnai olarak, iptal davalarının sübjektif ve somut nitelikte örneklerinin de olduğu uygulamada gözlenmektedir.

Sadece davacının kişisel çıkarını ihlal eden somut, sübjektif nitelikteki işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda hüküm verildikten sonra karar kesinleşmeden davanın her hangi bir aşamasında davacının davasından feragat etmesinin kabul edilmesi gerekir. Zira uyuşmazlık konusu olayda kamu menfaati değil bireysel menfaatin ihlali söz konusudur ve bireysel yararın söz konusu olduğu hallerde ihlal edilen, kamunun hukuku olmayıp bireyin hukuku olduğundan kendi hukuku üzerinde mutlak tasarruf yetkisine sahip olan bireyin davasından feragatinde de her hangi bir kısıtlama düşünülemez.

İptal davalarında, feragatin söz konusu olduğu uyuşmazlık konusu olaylarda, kamu yararı ve bireysel yarar ölçütünün belirlenmesinden sonra feragat hakkında karar vermek yerinde olacaktır. Olayda davacıların davayla ilişkisini iyi irdelemek gerekir. Örneklemek gerekir ise; davacılar veya kurum ve kuruluşlar tarafından belde veya semt sakini sıfatıyla açılmış objektif nitelikteki bir iptal davasında kamu yararı ölçütü mutlak olduğundan yerel mahkemece verilen karardan sonra davacıların davasından feragat etmesi düşünülemez.

Danıştay Altıncı Dairesince, inceleme konularına göre feragat konusu değerlendirilerek karar verilmektedir. Uyuşmazlık konularının içerik ve nitelendirilmelerine uygun olarak her davada davadan feragatin yukarıda belirlenen ölçütler esas alınmak suretiyle karara bağlanmasında hak ve hukuka uyarlık bulunduğu açıktır.

Olayda, dava konusu taşınmaza yönelik olarak yapılan imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada imar planı değişikliğinin mevzuata aykırı olduğu sonucuna varılarak iptaline karar verildiği, objektif nitelik taşıyan bu dava sonucunda, idarenin hukuka aykırı işlem tesis ettiği saptanarak kamu yararının korunduğu anlaşıldığından, davada temyiz aşamasında feragat isteminde bulunulmasında kamu yaran bulunmadığından, feragat istemi yerinde görülmeyerek uyuşmazlığın esasına geçildi.’’

Danıştay 6. Daire, 2015/7570 E. 2018/2365 K. 19.03.2018 T. Kararı şu şekildedir.
Dava, Denizli İli, Merkezefendi İlçesinde bulunan taşınmaza ilişkin olarak kabul edilen uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır. İlk derece mahkemesi iptal kararı vermiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Ancak temyiz incelemesi yapılmadan davacı feragat dilekçesi sunmuştur. Ancak Danıştay yukarıda yer alan kararına benzer gerekçelerle feragat talebini yerinde görmeyerek davanın esasını incelemiştir:

‘’ İdari Yargıda iptal davası, kural olarak ilgililerin haklarını ve yararlarını korumanın yanında, yürütme ve idarenin hukuka uygun davranmasını gerçekleştirmeye yönelik davalardır. Bu özelliği ile iptal davalarının objektif ve soyut nitelikte bir dava türü olduğu teoride genel olarak ifade edilmekle birlikte, istisnai olarak, iptal davalarının subjektif ve somut nitelikte örneklerinin de olduğu uygulamada gözlenmektedir.

Sadece davacının kişisel yararını ihlal eden somut, subjektif nitelikteki işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda hüküm verildikten sonra karar kesinleşmeden davanın herhangi bir aşamasında davacının davasından feragat etmesinin kabul edilmesi gerekir. Zira bu tür uyuşmazlıklarda kamu menfaati değil bireysel menfaatin ihlali söz konusudur ve bireysel yararın söz konusu olduğu hallerde ihlal edilen, kamunun hukuku olmayıp bireyin hukuku olduğundan kendi hukuku üzerinde mutlak tasarruf yetkisine sahip olan bireyin davasından feragatinde de herhangi bir kısıtlama düşünülemez.

İptal davalarında, feragatin söz konusu olduğu uyuşmazlık konusu olaylarda, kamu yararı ve bireysel yarar ölçütünün belirlenmesinden sonra feragat hakkında karar vermek yerinde olacaktır. Her olayda, davanın niteliği ve mahiyetine göre davacıların davayla ilişkisini iyi irdelemek gerekir. Örneklemek gerekir ise; davacılar tarafından belde veya semt sakini sıfatıyla açılmış objektif nitelikteki bir iptal davasında kamu yararı ölçütü mutlak olduğundan, yerel mahkemece verilen ve hukuka aykırılığı belirleyen bir karardan sonra davacıların davasından feragat etmesi düşünülemez.

Danıştay Altıncı Dairesince, inceleme konularına göre feragat konusu değerlendirilerek karar verilmektedir. Uyuşmazlık konularının içerik ve nitelendirilmelerine uygun olarak her davada davadan feragatin yukarıda belirlenen ölçütler esas alınmak suretiyle karara bağlanmasında hak ve hukuka uyarlık bulunduğu açıktır.

Somut olayda, anılan taşınmaza yönelik olarak yapılan imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan ve objektif nitelik taşıyan bu dava sonucunda, idarenin hukuka aykırı işlem tesis ettiği saptanarak kamu yararının korunduğu, davada temyiz aşamasında feragat isteminde bulunulmasında kamu yararı bulunmadığı anlaşıldığından, feragat istemi yerinde görülmeyerek uyuşmazlığın esasına geçilerek davalı idarenin temyiz talebi incelendi…’’

Ancak Danıştay 6. Daire 2016/7331 E. 2017/7196 K. 06.10.2017 T. Kararına baktığımızda ise yukarıda iki durumla benzerlik taşıyan bu davada bu kez 6. Dairenin, davacının ilk derece mahkemesi kararı verildikten sonra feragatini kabul ederek ilk derece mahkemesinin kararını bozduğu görülmektedir. Söz konusu karar metni şu şekildedir;

‘’ Dava, davacıya ait taşınmazın bulunduğu alanda Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 29/11/2014 tarihli, 2142 sayılı kararıyla onaylanan Çankaya İlçesi Beytepe Mahallesi Köy Yerleşik Alanı ve Çevresi 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliğinin; planda öngörülen emsalin düşük olduğu ve çevresindeki yapılaşmalarla uyumlu olacak şekilde arttılması gerektiği ileri sürülerek iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, davaya konu plan değişikliği ile yapı ve nüfus yoğunluğunun arttırıldığı, ancak bu nüfusun ihtiyaç duyacağı donatı alanlarının eksik bırakıldığı, üst ölçekli plan niteliğindeki 1/25.000 Ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı kurgularını bozan, üst ölçekte plan değişikliği yapılmaksızın onaylanan davaya konu plan değişikliğinde konunun tüm yönleri ile ele alınmadığı, plan değişikliğini zorunlu kılan gerekçelerin bulunmadığı, bir kısmı mevcut plana göre yapılaşan planlama alanında kalan kısımların neden mevcut plana göre yapılaşamayacağına dair varsa gerekçelere işaret edilmediği, ayrıca söz konusu planlama alanı içerisinde yer alan doğalgaz boru hatlarının planda konut Alanı, eğitim alanı, sağlık alanı, sosyal kültürel tesis alanı, spor alanı ve park alanı kullanımlarında kaldığı anlaşıldığından, dava konusu plan değişikliğinin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, bu karar davalı ve davalı yanında müdahil tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacı vekili tarafından verilen ve 11/01/2017 tarihinde Ankara 13. İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçeyle davadan feragat edildiği anlaşılmıştır.

Bu durumda, davacı vekili tarafından yasal şekle uygun olarak davadan feragat edilmesi karşısında, feragat hakkında idare mahkemesince yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.’’

Son olarak Dr. Seyfettin KARA’nın makalesinde yer verdiği ancak yayımlanmadığı için Sinerji Mevzuatta aslını bulamadığım Danıştay kararlarına kendisinin ifadeleriyle burada yer verebiliriz.

Danıştay 6. Daire 2010/5725 E. 2011/738 K. 22.03.2011 Tarihli kararında; Uludağ Milli Parkı 1. Gelişim Bölgesi 1/5.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada, dava devam ederken davacının davasından feragat istemini beyan etmesi üzerine feragat istemini yerinde görerek feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı kararı vermiştir.

Danıştay 6. Daire 2016/4744 E. 2019/549 K 11.02.2019 Tarihli kararında; 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada Yüksek Mahkeme, mahkeme kaydına giren dilekçeyle davadan feragat edildiği ve davacı tarafından yasal şekle uygun olarak davadan feragat edilmesi karşısında feragat başvurusu nedeniyle dava hakkında idare mahkemesince yeniden bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek feragat nedeniyle ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.

Danıştay 6. Daire 2018/1423 E. 2018/8167 K. 17.10.2018 Tarihli kararında, İstanbul İli, Eyüp İlçesi, Işıklar Köyü sınırlarında bulunan taşınmazlara ilişkin olarak, 15/12/2012 onay tarihli 1/5.000 ölçekli Işıklar ve İhsaniye Köyleri Nazım İmar Planına karşı yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin işlem ile anılan planın köy sınırları dahilindeki taşınmazlara ilişkin kısımlarının iptali istemiyle açılan davada vermiş olduğu başka bir kararında açıkça, davacı Işıklar Köyü Tüzel Kişiliği adına Köy Muhtarı tarafından verilen dilekçe ile feragat isteminde bulunulmuş ise de, davacı yanca davadan feragat isteminde bulunulmasında kamu yararı bulunmadığı açıkça belirtilmek suretiyle feragat istemi yerinde görülmeyerek uyuşmazlığın esası incelenmiştir.

Danıştay 6. Daire 2017/7049 E. 2018/9490 K. Ve 21.11.2018 Tarihli kararında; Erzurum İli, Merkez, Yıldızkent Mahallesi, … ada, …parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri yapılmasına yönelik işlemlerin iptali istemiyle açılan davada İdare Mahkemesi’nce verilen iptal kararının temyizi üzerine Yüksek Mahkeme, davacı tarafından yasal şekle uygun olarak davadan feragat edildiği ve davacının feragat başvurusu hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.
Sonuç Raporu: Hem Dr. Seyfettin KARA hem de Prof. Dr. Aydın GÜLAN idari yargılamada plan iptali/değişikliği davalarında feragat konusuyla ilgili hem doktrinde hem de yargıda bir görüş birliğinin bulunmadığını belirtmişlerdir. Son olarak Danıştay’ın da sabit bir görüş içerisinde bulunmayıp davanın niteliğine ve hangi aşamada olduğuna göre kararlar verildiğini ileri sürmüşlerdir.

‘’İmar planı/değişikliği davalarında feragat’’ konusunda araştırmalarım bunlardan ibaret olup, bilgilerinize saygılarımla arz ederim.

Stj. Av. Ahmet Selman Topcu