Kamulaştırmada Gerçek Karşılık Ve Aym Kararı
- 23 Mayıs 2019
- Yayınlayan: G.H.E
- Kategori: Makaleler
Anayasa Mahkemesi 10.04.2019 tarihli 2019/22 sayılı kararı 4650 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11. Maddesinin (ı) bendinin Anayasanın 13,35 ve 46. Maddelerine aykırı olması sebebi ile iptaline karar verdi. İptal edilen hüküm kamulaştırılan taşınmazlarda değer tespitine ilişkin düzenlemeler ihtiva ediyordu.
Kararın içeriğini incelemeden önce Anayasamız ve ülkemizin taraf olduğu temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerle teminat altına alınan hak ve özgürlüklerde mutlak hak mutlak olmayan hak ayrımının ne anlama geldiğini, bu kapsamda kamulaştırma yolu ile müdahale edilen kişilerin mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin hangi hallerde ihlal sonucunu doğuracağını ifade etmenin faydalı olduğunu düşünüyoruz.
İdarenin kamulaştırma yolu ile müdahalede bulunduğu mülkiyet hakkı ve sınırlandırılmasına ilişkin Anayasamızın ilgili hükümleri alıntılanan şekildedir.
Mülkiyet hakkı
Madde 35 – Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak
kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması
toplum yararına aykırı olamaz.
II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması
Madde 13 – (Değişik: 3/10/2001-4709/2 md.)
Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili
maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.
Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve
Lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
D. Kamulaştırma
Madde 46 – (Değişik: 3/10/2001-4709/18 md.) Devlet ve kamu tüzel
kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek
şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını,
kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde
idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.
İlgili hükümler incelendiğinde belirli şartları sağlayan diğer bir ifade ile hakkın özüne dokunmayan Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun müdahalelerin hakkın ihlali sonucunu doğurmayacağı görülmektedir.
Bu aşamada ölçülülük ilkesini de açıklamakta yarar görüyoruz. Ölçülülük ilkesi AYM’ye göre elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, orantılılık ise sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin bulunması zorunluluğunu ifade etmektedir
Kamulaştırma işlemi de kendine özgü bir takım ilkelere uygun yapılmalıdır. Burada kamulaştırmaya hakim olan ilkeler arasında gerçek karşılık ölçütü önemli yer tutar. Gerçek karşılık; kamulaştırılan taşınmazın tespit edilen değerinin piyasa şartlarına uygun, adil, makul bir tutar olmasını ifade eder. Bir bakıma kamulaştırmaya ilişkin değer tespitine ilişkin tüm hükümler de doğrudan gerçek karşılık ölçütü ile ilgilidir de denilebilir.
Arazilerde kamulaştırma bedeli, Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca ve anılan fıkrada belirtilen bedel tespitine ilişkin diğer unsurlar da esas alınmak suretiyle belirlenmektedir. Bu kapsamda taşınmaz mal veya kaynağın mevkiine ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle hesaplama yapılmakta; bu aşamaya kadar değerlendirmeye alınmamış, arazinin değerini olumlu veya olumsuz yönde etkileyebilecek somut ve objektif birtakım özelliklerin bulunması hâlinde ise özellikle anılan fıkranın (ı) bendi kapsamında bunlar da dikkate alınarak kamulaştırma bedeli tespit edilmektedir.
İtiraz konusu kanun hükmü, kamulaştırmaya konu arazinin değeri üzerinde olumlu etkileri bulunan birtakım ölçüler sebebiyle uygulanacak objektif değer artırıcı unsur oranını kanunun 11. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen unsurlara göre tespit edilen arazi bedelinin %50’si ile sınırlandırmaktadır. Bu sebeple kural kamulaştırma bedelinin tespiti ile ilgili olup kuralla getirilen sınırlama tespit edilecek kamulaştırma bedelinin tutarını doğrudan etkileyecek niteliktedir. Kaldı ki uygulamada objektif değer artışı uygulaması ile taşınmazın değerinin 2 katından fazla artırılmasını gerektiren durumlarında mevcut olduğu dikkate alındığında iptali istenen hükmün kamulaştırmada tespit edilecek değerin gerçek karşılık ölçütünden uzak bir tutar olması sonucunu doğurmasına sebep olacağı da ortadadır.
Anayasa Mahkemesi de kamulaştırma bedelinin tespitinde kamulaştırmanın anayasal öğelerinden biri olan gerçek karşılığa ulaşılmasını engelleyen, mülkiyet hakkının ölçüsüz biçimde sınırlandırılmasına neden olan kuralı Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı bulmuş ve iptali istenen hükmün “…arazi bedelinin yarısını geçmemek ve…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline,“…arazi bedelinin yarısını geçmemek ve…” ibaresinin iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan, aynı bentte yer alan “Bu fıkrada belirtilen unsurlara göre tespit edilen…” ibaresinin de 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin numaralı fıkrası gereğince iptaline oybirliği ile hükmetmiştir.
İptale ilişkin karara aşağıdaki bağlantıdan erişebilirsiniz.
Stj. Av. Muhammed Yusuf ELMALI
